Ubisoft Mainz, Anno serisini Roma İmparatorluğu dönemine taşıyarak tarihsel strateji tutkunlarını bir kez daha heyecanlandırıyor. Anno 117: Pax Romana, savaşın değil yönetimin ön planda olduğu bir çağda geçiyor: İmparatorluk barış içinde, ama senin yönetimin altında gerçekten huzur içinde mi kalacak? Tüm detaylarıyla Anno 117: Pax Romana inceleme yazımız yayımda!
Anno 117: Pax Romana İnceleme
Yıllardır sanayi devrimiyle, sömürge yarışlarıyla ve denizaşırı ticaretle uğraşan serinin yeni durağı, tarih kitaplarında “barış çağı” olarak anılan Pax Romana. Ama kısa sürede anlıyoruz ki: Roma’da barış, sadece başka bir kontrol biçimi. Anno 117: Pax Romana, savaş meydanlarından çok şehir yönetimi, üretim zinciri ve halkın morali üzerine kurulu bir güç mücadelesi anlatıyor.
Hikayemiz, Roma İmparatorluğu’nun hem merkezinde (Latium) hem de sınırlarında (Albion’da) geçiyor. Bu iki bölge hem estetik hem de stratejik açıdan tamamen farklı hissettiriyor. Latium’da görkemli villalar, taş yollar ve kemerlerle dolu bir Roma kenti kurmak tarifsiz bir tatmin veriyor. Ancak Latium’un zorluğu da büyük.
Yeni bir adaya yerleştiğinde hemen bir villa inşa etmen gerekiyor, bu da erken dönemde genişlemeyi zorlaştırıyor, özellikle küçük tarım adaları kurmak isteyenler için. Albion ise Latium zıttı bir bölge. Bataklıklar, yoğun sis, yağmurlu iklim ve yoksul halkla dolu bir Kelt diyarı. Görsel atmosfer karanlık, kasvetli ama son derece etkileyici. Yalnızca yoğun sisin bazen görüşü engellemesi sıkıntı yaratabiliyor.

Senaryoların her biri farklı ideolojik çerçeveye oturtulmuş. Albion’un bataklık bölgeleri, yalnızca belirli bina türlerini kabul ediyor. Bu nedenle bu bölgelerde şehir planlaması yapmak hem alan hem de yol bağlantısı açısından ciddi bir meydan okuma sağlıyor. Üstelik tüm binalar yol ağına bağlı olmak zorunda. Bu yüzden bataklık alanlarını kurutmak veya yolları dikkatle planlamak şart.
Albion, nominal olarak Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olsa da, yerel halk olan Waderlar aslında Romalı değil. Oyuncu olarak adalarına yerleşirken iki nüfus türü arasında seçim yapabiliyorsun: yerel Kelt halkı Smiths veya Romalı Mercatorlar. Bu seçim, hem binaların görünümünü hem de adadaki üretim ve ihtiyaç dengesini değiştiriyor.
Oyun bizi iki farklı karakterin yerine koyuyor: Marcus Naukratius ve Marcia Tertia. Marcus, düzenin adamı. İmparatorun gözü önünde yükselmeye çalışan, ama vicdanıyla bürokrasi arasında sıkışan bir yönetici. Marcia ise (favorim) kendi yolunu çizmeye çalışan, entrikaların içinden geçen bir siyasetçi.

Marcus’ta sadakat ve itaat, Marcia’da ise isyan ve pragmatizm ön planda. Yine de tempo dalgalı. Bazı görevler büyük politik kararlarla heyecanlandırırken, bazı bölümler gereksiz yavaş akıyor. Yine de karakterlerin seslendirmeleri ve yazım kalitesi, Roma atmosferini başarıyla taşıyor.
Tıpkı Anno 1800 gibi, refahı üretim zincirleriyle, üretimi lojistikle, lojistiği halkın moraliyle dengeliyoruz. Fakat bu kez formül çok daha “canlı” hissettiriyor. Her bina, her yol, her karar bir ekosistem gibi birbirine bağlı. Halkın statüsü arttıkça talepleri çeşitleniyor. Basit bir tahıl ambarından amphora atölyesine kadar uzanan bir üretim ağı kurmamız gerekiyor.
Her bina çevresine bir etki yayıyor. Örneğin maden atölyeleri yüksek kar sağlarken, kötü koku nedeniyle yaşam kalitesini düşürebiliyor. Seramik üretimi çevreyi kirletiyor ama vazgeçilmezlerden biri. Haliyle her mikro karar, şehir tasarımımızı stratejik hale getiriyor. Yollar, artık sadece bağlantı değil; adeta bir “kan dolaşımı” sistemi. Mal akışı durursa şehir duruyor.

Diyagonal yol inşası ve çok yönlü bağlantılar, planlamayı inanılmaz tatmin edici kılıyor. Bu üçlü sistem, bizi sürekli küçük kararlarla boğmuyor ama büyük resmi kontrol etmemizi istiyor. Kaynak fazlası bile bazen sorun olabiliyor; çünkü halk doyduğunda, “fazlalığın adaletsizliği” bile huzursuzluk yaratabiliyor. Yani Roma’da bolluk bile yönetilmesi gereken bir kriz demek.
Savaş yok mu? Var, ama dolaylı. Anno 117, klasik anlamda bir “savaş oyunu” değil ama diplomasi, ticaret yolları ve politik baskılar arasında her an bir çöküş riski var. Örneğin bir eyalet valisinin rüşvetine göz yumarsan, kısa vadede huzur sağlarsın ama imparatorluğun dikkatini çekerse vah haline. Yummazsan, ekonomik zincir kırılır. Halkın morali sadece yiyecek ve barınmayla değil, adalet duygusu ve dini memnuniyetle de bağlantılı.
Yeni tapınaklar inşa etmek ya da festivaller düzenlemek, sistemde kültürel yatırım olarak yer alıyor. Bu yönüyle Anno 117, seriyi politik simülasyona yakınlaştırarak dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Teknik açıdan oyun muhteşem görünüyor. Şehirlerin detay seviyesi, serinin zirvesinde. Roma villalarının beyaz mermerleri, zeytinliklerin altın yeşiliyle kontrast oluşturuyor.

Kamera açıları ve gün döngüsü, özellikle akşamüstü ışığında büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. Fakat harita tasarımları eleştirilere açık. Bazı bölgeler doğal değilmiş gibi yerleştirilmiş hissi veriyor. Performans tarafında ise optimizasyon genel anlamda başarılı. Herhangi bir hata ile karşılaşmadım. Oldukça pürüzsüz bir oyun var karşımızda. Teşekkürler Ubisoft Mainz <3
Müzikler oyunun gizli kahramanı. Roma marşları, dini ezgiler ve halk melodileri birbirine karışarak dönemi mükemmel yansıtıyor. Vatandaşların aksanlı fısıltıları bile atmosferi destekliyor. Yalnızca bazı bölgelerde çevre sesleri diyalogları bastırabiliyor. Özellikle yoğun şehirlerde bu rahatlıkla fark ediliyor. Oyun, oyunculara iki farklı mod sunuyor: klasik Sonsuz Mod (sandbox) ve hikaye odaklı Hikaye Modu.
Birçok oyuncu gibi ben de saatlerimi önce hikaye sonrasında sandbox modunda geçirdim; çünkü sandbox modunda tamamen özgürsünüz. Ubisoft Mainz hikaye moduna da ciddi yatırım yapmış. Mutlaka hikaye moduna göz atmadan sandbox moduna geçiş yapmayın derim. Anno 117’nin en yenilikçi sistemlerinden biri Discovery Tree yani Keşif Ağacı. Anno 1800’de ilerleme, nüfus seviyelerini artırarak otomatik şekilde olurdu.

Bu kez oyuncu, kendi keşif yolunu araştırma odaklı biçimde seçiyor. Üç temel kategori var:
- Askeri (Military): yeni gemi modelleri, savunma yapıları, savaş geliştirmeleri yapılıyor.
- Sivil (Civic): din, diplomasi ve kamu hizmetlerini kapsıyor.
- Ekonomi (Economic): depolama, ticaret ve lojistik geliştirmeler gerçekleştiriliyor.
Her keşif dalı, farklı oynanış stillerine uygun avantajlar sunuyor. Bazı araştırmalar kilitli; belirli görevleri tamamlamadan veya hedefleri karşılamadan ilerleyemiyorsun. Bu sistem, oyuncuya stratejik bir yön veriyor ve tekrar oynanabilirliği ciddi ölçüde artırıyor. Din de Anno 117’de yepyeni bir unsur. Romalılar ve Keltler çok sayıda tanrıya tapıyordu, bu yüzden bu sistem oyuna oldukça doğal bir şekilde entegre edilmiş.
Her ada yalnızca bir tanrıya tapabiliyor, ancak aynı tanrı birden fazla adada seçilirse, bölgesel (global) bir bonus kazanıyoruz. Bu sistem hem stratejik hem tematik olarak oyuna çok yakışmış. Toplamda yedi farklı tanrı mevcut ve her biri farklı oyun tarzlarına uygun avantajlar sağlıyor. Verimlilik, ticaret gücü, refah ya da askeri dayanıklılıklar örnek olarak verilebilir.

Buna ek olarak oyuncular artık dağ ve nehir kaynaklarını kendileri belirleyebiliyor. Her kaynak noktası için hangi malzemenin bulunacağını seçebiliyoruz ve bunu oyun ilerledikçe değiştirmek de mümkün. Her bina artık buff (avantaj) veya debuff (dezavantaj) etkisine sahip. Bu, şehir tasarımını daha organik hale getiriyor. Üretim alanlarını ve konut bölgelerini harmanlamak çoğu zaman avantaj sağlayabiliyor.
Romalıların ikonik yapısı akvedükler geri döndü! Akvedükler sadece su sağlamıyor; yangın güvenliği ve ekonomik verimlilik gibi avantajlar da getiriyor. Üstelik üstlerinden bina inşa etmek mümkün, bu da şehir planlamasında yer tasarrufu sağlıyor. Her adada tüm kaynaklar bulunmadığı için ticaret hala oyunun temel unsurlarından biri. Yeni eklenen sistemle birlikte, artık her konut sınıfının tüm ihtiyaçlarını karşılamadan da seviye atlatabiliyorsun.
Bu, erken aşamada şehir büyümesini kolaylaştırırken, ileri safhalarda ihtiyaçların üst üste binmesiyle stratejik bir karmaşa yaratıyor. Anno 117, denizcilik sistemine büyük yenilikler getiriyor. Yeni modüler gemi sistemi, oyuncuların gemilerini ihtiyaçlarına göre özelleştirmesine imkan tanıyor. Ancak her modül, yük kapasitesinden bir parça koparıyor. Yani “daha hızlı mı, yoksa daha fazla yük mü?” kararı tamamen bize kalıyor.

Seride uzun süredir görülmeyen kara savaşları da geri döndü. Artık bir adayı ele geçirmek için yalnızca deniz savaşı değil, kara birlikleriyle villa merkezini de ele geçirmeniz gerekiyor. Kale yapıları ve savunmalar adalara harika bir görsellik kazandırıyor. Genel olarak Anno 117: Pax Romana, saatlerce başından kalkmadan oynayabileceğiniz, derin, sistemli ve tatmin edici bir şehir kurma deneyimi sunuyor.
Oyunun en güçlü yanı, oyuncu seçimi ve özelleştirme üzerine inşa edilmiş yapısı. Her sistem birbiriyle etkileşim içinde ve ilerleyen sezonlarla birlikte daha da genişleyebilecek sağlam bir temel kurulmuş. Ubisoft Mainz, işin ehli bir stüdyo olduğunu Anno 117: Pax Romana ile bizlere bir kez daha kanıtladı.
İnceleme yazımızı toparlayacak olursak; Anno 117: Pax Romana, şehir kurma türünün geldiği noktayı en iyi şekilde temsil eden, olgun ve detaylarla dolu bir yapım. Roma’nın kudretli ihtişamını sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve kültürel dokusuyla da yeniden inşa ettiriyor. Oyunun merkezine yerleştirilen oyuncu tercihleri, her oturumu kendine özgü hale getiriyor.

İster Albion’un sisli bataklıklarında mücadele et, ister Latium’un mermer villalarında zenginlik inşa et, her kararın dünyayı şekillendiriyor. Ubisoft Mainz, Anno 1800’ün mirasını hem onurlandırıp hem de ötesine geçen bir deneyim yaratmış. Yeni keşif ağacı, çok katmanlı ekonomi sistemi ve iki zıt bölgenin sunduğu farklı ruh haliyle Anno 117, tarihsel atmosferi modern tasarım anlayışıyla kusursuz biçimde harmanlıyor.
İlginizi Çekebilir: Anno 1800 Console Edition İnceleme
Bu kadar detayın arasında bile oyun asla ezici hissettirmiyor; tam tersine, Roma İmparatorluğu’nun düzenini kendi kurallarınla inşa etmenin hazzını yaşatıyor. Peki siz Anno 117: Pax Romana inceleme yazımız hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi hemen aşağıda yer alan yorumlar sekmesi üzerinden bizlerle paylaşmayı unutmayın sevgili geek.tr okuyucuları.
Anno 117: Pax Romana (PS5)
Anno 117: Pax Romana, şehir kurma türünün geldiği noktayı en iyi şekilde temsil eden, olgun ve detaylarla dolu bir yapım. Roma’nın kudretli ihtişamını sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve kültürel dokusuyla da yeniden inşa ettiriyor.
Artılar
- Derin, Katmanlı Şehir Planlama Sistemi
- Karakter Odaklı İki Farklı Senaryo Modu (Marcus / Marcia)
- Lojistik Ve Üretim Zinciri Tatmin Edici Dengeye Sahip
- Roma Dönemine Özgü, Detaylı Atmosfer
- Mükemmel Ses Ve Müzik Tasarımı
- Etik Kararların Oynanışa Doğrudan Etkisi Harika Hissettiriyor
Eksiler
- Diplomasi Sistemi Yüzeysel Kalmış
- Yan Görevler Uzun Vadede Tekrara Düşüyor



