Gearbox Software tarafından geliştirilen ve 2K tarafından yayınlanan Borderlands 4 çıkışını gerçekleştirdi. Peki Borderlands 4 bizlere neler sunuyor? Oynamaya değer mi? Tüm detaylarıyla Borderlands 4 inceleme yazımız yayımda!
Borderlands 4 İnceleme
Borderlands 4, Borderlands 2’den bu yana serinin ana oyunları arasında gerçekten keyifle oynadığım ilk yapım oldu. The Pre-Sequel, Borderlands 3 ve Tiny Tina’s Wonderlands’in kendine has güçlü yanları yok değildi ama ya temposu, ya hikayesi ya da oyun sonu içeriklerinin zayıflığı nedeniyle tam anlamıyla tat verememişlerdi. Birçok açıdan Borderlands 4, seriye taze bir başlangıç gibi hissettiriyor.
İlk iki oyunun o çekiciliğini geri getiren, kendinden emin bir yapısı var. En dikkat çekici nokta ise oyunun artık “eski internet meme” esprilerinden büyük ölçüde uzaklaşmış olması. Hala kendini fazla ciddiye almıyor ama dramatik sahnelerde de ortamın ağırlığını bozmayacak anları içerisinde barındırıyor.
Esprilerin çoğu gerçekten güldürüyor, oyun boyunca beklediğimden çok daha fazla kahkaha attım. Tabii Borderlands’i yalnızca mizahı için öneremem. Eğer silahlar, ekipmanlar, modlar ve bitmek bilmeyen loot kovalamacası için seriyi takip ediyorsanız, bu oyun yine o tatmin edici döngüyü fazlasıyla sunuyor.
Serideki en büyük değişim, açık dünyaya geçiş olmuş. Kairos gezegeninin üç büyük biyomu neredeyse tamamen yükleme ekranı olmadan, dairesel biçimde birbirine bağlı. Bu, devasa bir haritada akıcı bir keşif sağlıyor. Yükleme ekranlarının azalması PS5’te hızlı SSD sayesinde büyük bir artı olsa da, özellikle yoğun çatışma anlarında küçük FPS düşüşleri de gözüme çarpmadı değil.

Performans genel anlamda tatmin edici, fakat daha akıcı bir deneyim için çıkış sonrası yamalarla optimizasyonların yapılması şart. Söz konusu sorunların gelecek güncellemeler ile ortadan kaldırılacağına inanıyorum. Ana hikaye iyi tempoda ilerliyor, yan görevler ve ek aktiviteler de yeterince çeşitlilik sunuyor. Bazı opsiyonel görevler ödülleri bakımından cazip olmasa da, genel atmosfer ve oynanışın eğlencesi sayesinde sıkılmadan 50 saate yakın vakit geçirdim.
Oyun, Borderlands 3’ün sonrasında Kairos gezegeninde geçiyor. Siren Lilith’in Elpis’i gezegenin yörüngesine taşımış olması, zamanı parçalamış durumda. Bu kaosu fırsat bilen Timekeeper adlı diktatör ve ordusu, halkı tamamen kontrol altına almış. Dört yeni Vault Hunter’dan biri olarak, Timekeeper’ın tesislerinden kaçarak başlıyoruz ve üç büyük biyomu dolaşarak halkı onun baskısından kurtarmaya çalışıyoruz.
Hikayemiz basit ama amacına uygun işleniyor. Timekeeper, serinin en unutulmaz kötüsü değil ama Borderlands 3’teki başarısız antagonistlerin ardından daha dengeli bir tercih olduğu kesin. Metinler genel olarak çok daha güçlü, Vault Hunter’ların hepsi bir karaktere sahip ve yan karakterler de şaşırtıcı derecede sempatik. Claptrap ise hiç omadığı kadar tatlış.
Looter-shooter döngüsü Borderlands 4’te daha da parlamış. Silahların parçalar halinde üretilmesi sayesinde her birinin farklı özellikler ve alt atış modları var. Vault Hunter yetenekleriyle silah kombinasyonları arasında doğru uyumu bulmak inanılmaz tatmin edici. Borderlands 4, deneyimi geliştirmek için birkaç yeni mekanik de eklemiş. Artık uzun mesafeleri aşmanıza imkan veren bir süzülme mekaniği var ve bunun yanında yeni bir kamçı/halat sizleri bekliyor.

Bu sayede hem yüksek noktalara ulaşabiliyor hem de savaş sırasında nesneleri çekip düşmanlara fırlatabiliyorsunuz. İkisi birleştiğinde oyun özellikle farklı çevrelerdeki çatışmalarda heyecan verici yeni bir dikeylik hissi kazanıyor. Sonuç olarak oynanış, önceki oyunlara kıyasla çok daha akıcı ve dinamik hissettiriyor.
Peki ya düşman çeşitliliği? Çeşitli fraksiyonlar, mutant yaratıklar, “Badass” versiyonlar ve dünya boss’ları mevcut. Bazı düşman modifikasyonları (örneğin sürekli can yenileyenler) ilk oynanışta biraz “bullet sponge” hissi veriyor, ama genel çeşitlilik tatmin edici.
Bu seferki dört Vault Hunter gerçekten akılda kalıcı. Benim tercihim her zamanki gibi Siren oldu: Vex. Alaycı kişiliği ve element kopyalarıyla savaş alanını domine etmesi, serideki en sevdiğim Siren olmasını sağladı. Diğer karakterlerden Harlowe, özellikle Chroma Accelerator yeteneğiyle (tam anlamıyla nükleer bomba etkisi) öne çıkıyor.
Yeteneğinizin farklı modlarla özelleştirilebilmesi ve uygun maliyetli respec sistemi, deneme-yanılmaya açık yapıyı çok eğlenceli kılmış. Silah çeşitliliği ise her zamanki gibi inanılmaz. Örneğin: Jakobs gövdesi ağır hasar verirken, Maliwan alt namlusu elementsel ateş ekleyebiliyor, Tediore parçası ise silahı düşmana fırlatmanıza olanak tanıyor.

El bombası sistemi de kökten değişmiş. Artık yenilenebilir cooldown’a bağlı, ayrıca farklı üreticilerin tasarımları ciddi şekilde oynanışı çeşitlendiriyor. PS5’te oyun genel olarak akıcı, 60 FPS hedefini çoğu bölgede koruyor. Grafik kalitesi, özellikle DualSense desteği sayesinde daha da keyifli.
Tetiklerde silah tipine göre değişen direnç, patlamalarda güçlü titreşimler, Planör ve araç kullanımında detaylı haptik geri bildirim oyunu PS5’te oynamamı özel kılan etkenlerden. Ses tarafında ise büyük bir sürpriz var. Müzikler bu kez çok daha dikkat çekici. Çatışmalarda punk rock veya techno tonları devreye giriyor ve savaş atmosferini ciddi biçimde güçlendiriyor.
Her karakterin kullanabileceği ve geliştirebileceği 3 yetenek ağacı bulunuyor. Ancak her bir ağacın kendi içinde de oldukça geniş seçenekleri var. Yani siz bir karakteri belirli bir şekilde oynarken, başka bir oyuncu aynı karakteri tamamen farklı bir tarzda oynayabiliyor. Bu esneklik gerçekten oyunun en güçlü yanlarından biri olmuş. Başlangıçtan itibaren Borderlands 4’te silah kullanımı harika hissettiriyor.
Kafadan vuruş yapmak ve ekranda kritik hasar rakamlarının belirmesini izlemek asla eskimiyor; düşmanların can barlarının, onlara farklı türlerde hasar yağdırırken yavaş yavaş eridiğini görmek son derece tatmin edici. Çatışmalar kaotik ilerliyor; düşmanlar çoğu zaman her yönden üzerinize akın ediyor. Bu da hem iyi manevra yapmayı hem de isabetli nişan almayı gerektiriyor ve sistem en iyi anlarında gerçekten kusursuz hissettiriyor.

Keskin nişancı tüfekleri tatmin edici bir çatlama sesi çıkarırken, hafif makineli tüfekler bir balistik testereyi andırıyor; pompalı tüfeklerse gerektiği gibi tok ve güçlü bir hissiyat veriyor. Gerilim dolu bir çatışmanın ortasında yere düşüp, ardından “Second Wind” ile son darbeyi indirerek ayağa kalkmak heyecan katıyor.
Serinin tanıdık silah üreticileri Borderlands 4’te geri dönüyor. Her şirketin silahlarına yansıyan kendine özgü özellikleri var. Bu kez farklı olan, artık bir şirketin ürettiği silahın başka bir üreticiden lisanslı parçalara sahip olabilmesi. Böylece farklı mekanikler birbirine karışarak çok daha güçlü kombinasyonlar ortaya çıkıyor.
Henüz zevkime tam uyan çok fazla lisanslı silah bulamamış olsam da, bu kadar fazla olası kombinasyonun varlığı güzel bir katkı sağlamış. Yıllarca “god roll” peşinde koşacağımız çok açık. Yeni ekipmanlar topladıkça, ister istemez birkaç özel kombinasyona aşık oluyorsunuz. Oyun, yolculuğunuz boyunca yapacak farklı şeyler sunarak sizi sürekli meşgul tutmakta gerçekten başarılı.
Borderlands 4, oyunculara Kairos’taki vault anahtarlarını toplama ve vault’ları keşfetme şansı da veriyor, bu da Vault Hunter olmanın oynanış açısından anlamını pekiştiren hoş bir detay. Ayrıca dünyada temizleyip kendinize ait hale getirebileceğiniz birçok güvenli ev bulunuyor. Bunlara öncelik vermenizi şiddetle öneririm çünkü hem çok zor değiller hem de gezegenin her yerine hızlı seyahat noktaları eklemeleri sizlere avntaj sağlayacaktır.

Benim özellikle hoşuma giden bir diğer yenilik ise rastgele ortaya çıkan “world boss” karşılaşmaları oldu. Bunlar, son derece zorlu düşmanlarla sınırlı bir süre için kapışma fırsatı sunuyor. Ancak yalnızca tek şansınız var; ölürseniz veya savaş alanından çıkarsanız boss kayboluyor. Bu da meydan okuma derecesini artırıyor! Birçok potansiyel Vault Hunter’ın merak edeceği konulardan biri de Borderlands 4’ün oyun sonu içeriği.
Ana hikayeyi bitirmek, oyunculara “Ultimate Vault Hunter Mode” modunu açma imkanı sunuyor. Bu modla birlikte tamamen yeni bir Specializations yetenek ağacı da geliyor ve bu sayede daha fazla ödül, daha derin kişiselleştirme seçenekleri ve uzun vadeli ilerleme elde edebiliyorsunuz.
Bunun yanı sıra oyuncular, haftalık özel görevlerle birlikte daha güçlü ganimetlere ulaşabiliyor. Başta haftada bir görev bana az gibi gelse de, bu görevlerin bir saatten uzun sürebildiğini düşününce mantıklı bir denge yakalandığını söyleyebilirim. Zaten çoğu oyuncunun bu tür içerikleri haftada birden fazla oynamak istemeyeceğini tahmin ediyorum.
Haftalık boss dövüşleri, özellikle vakti kısıtlı oyuncular için hızlı ve eğlenceli bir deneyim sunuyor. Ayrıca topluluk olarak Maurice’in otomatını bulmak için birlikte çalışmamız gerekecek. Bu fikir bana Destiny’deki Xur mekan avı sistemini hatırlattı ve bence benzer şekilde burada da eğlenceli bir keşif deneyimi yaşatacak. Ve en önemlisi, geliştiricilerin açıkladığı post-launch yol haritası gerçekten umut verici görünüyor.

Yepyeni bir Pearlescent ekipman nadirliği, “yenilmez” (gerçek anlamda değil ama aşırı yüksek can değerine sahip) boss’lar ve daha fazlası ilerleyen zamanlarda oyuna eklenecek.
Özellikle oyunun seslendirme çalışmalarını ayrıca vurgulamak istiyorum. Bu projede yer alan tüm seslendirme sanatçılarını tebrik etmek gerek. Borderlands 4, inanılmaz bir seslendirme kalitesine sahip ve karakterlere hayat veren ekip Kairos’u gerçekten canlı bir dünya haline getirmeyi başarmış. Borderlands serisi, bugünkü noktasına üst düzey performanslar sayesinde ulaştı ve Borderlands 4 bu geleneği başarıyla sürdürüyor.
Vault Hunter’lardan düşmanlara, hatta çılgın psikoların savaş çığlıklarına kadar her şey kusursuz bir şekilde seslendirilmiş. İnceleme yazımızı toparlayacak olursak; Borderlands 4 seriyi köklerine döndürüyor. Oyunun tarzı kusursuz, mizahı çoğu zaman yerini buluyor ve seslendirmeleri harika. Hikaye yeni bir şey sunmasa da, iyi yazılmış ve keyifli bir anlatı olması sayesinde beni Kairos’u onlarca saat boyunca keşfetmeye motive etti.
Bitmek bilmeyen ganimet akışı her zaman “bir sonraki havalı şeyi” aramama sebep oldu, karakterlerin yetenekleri oldukça eğlenceli ve yapımı kişiselleştirmek için bolca seçenek mevcut. Savaş temposu keyifli bir dinamizmle ilerliyor, silah hissiyatı mükemmel ve bu da sürekli geri dönmek istediğim akıcı bir oynanış döngüsü yaratıyor.
İlginizi Çekebilir: Call of Duty: Black Ops 6 İnceleme
Eğer Borderlands hayranıysanız, looter-shooter türünü seviyorsanız ya da sadece iyi vakit geçirmek istiyorsanız, Borderlands 4 kesinlikle kaçırmamanız gereken bir oyun. Peki siz Borderlands 4 inceleme yazımız hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi hemen aşağıda yer alan yorumlar sekmesi üzerinden bizlerle paylaşmayı unutmayın sevgili geek.com.tr okuyucuları.
Borderlands 4 (PS5)
Borderlands 4, serinin ruhunu başarılı bir şekilde geri getiriyor ve oynanış açısından şimdiye kadarki en güçlü Borderlands deneyimlerinden birini sunuyor. Teknik sorunlar ve bazı tasarım eksiklikleri olsa da, özellikle silah çeşitliliği, karakter yetenekleri ve keşif mekanikleri ile uzun süreli eğlence vaat ediyor.
Artılar
- Borderlands 4 Serinin Klasik Tarzını Başarıyla Geri Getiriyor
- Mizah Yerinde ve Hikaye Keyifli
- Seslendirmeler Üst Düzeyde
- Silah Çeşitliliği ve Yetenek Ağaçları Tatmin Edici
- Açık Dünya ve Keşif Elementleri Can Sıkmıyor
Eksiler
- Çeşitli Performans Dalgalanmaları
- Opsiyonel Görevlerin Ödülleri Tatmin Edici Değil



