Rogue Factor tarafından geliştirilen Hell is Us, soulslike olup olmadığına tam olarak karar veremeyen bir yapım gibi görünebilir ancak sonuç, hala etkileyici ve sürükleyici. Tüm detaylarıyla Hell is Us inceleme yazımız yayımda!
Hell is Us İnceleme
Fransız-Kanadalı geliştirici Rogue Factor, FromSoftware’ın karanlık atmosferinden, yoğun hikaye anlatımından ve taktiksel dövüş mekaniklerinden ilham alıyor. Hell is Us, bu unsurları birebir kopyalamak yerine kendi tarzını katıyor ve bu sayede ortaya güçlü bir aksiyon-macera oyunu çıkıyor.
Silah ve düşman çeşitliliğinin sınırlı olması ve biraz aceleye gelmiş bir final perdesi, oyunun zirveye çıkmasını engellese de; unutulmaz anlar, etkileyici atmosfer ve karanlık bir dünyanın çarpıcı tasarımı Hell is Us’ı hala özel kılıyor. Her ay, bir başka oyun FromSoftware’ın tür tanımlayıcı başyapıtlarının büyüsünü yakalamaya çalışıyor.
Dark Souls, Bloodborne ve Elden Ring gibi eserlerin dokusunu hissettiren onlarca yapım gördük, ancak çok azı gerçekten başarılı oldu. Lies of P ve Remnant 2 gibi örnekler çıtayı yükseltmişken, Hell is Us ise daha dengeli bir yaklaşım sergiliyor: Soulslike’ın zorluk ve atmosfer anlayışını ödünç alıyor, ama yeni oyunculara da kapıyı kapatmıyor.
Kısacası, hem aksiyon-macera türünü sevenler hem de soulslike deneyimine ilk adım atmak isteyenler için uygun bir geçiş noktası sunuyor. Oyun, 1990’ların başında iç savaşın parçaladığı hayali bir Doğu Avrupa ülkesi olan Hadea’da geçiyor. İki dini fraksiyon gelenekçi Palomistler ve daha ilerici ama bir o kadar fanatik Sabinianlar arasında yıllardır süren düşmanlık, ülkeyi bir yıkım noktasına sürüklemiş durumda.
1992’ye gelindiğinde, ülke tam anlamıyla kan gölüne dönmüş: sokak çatışmaları, pogromlar, kitlesel katliamlar… diz boyu.
Bu çatışmalar, zaman zaman Bosna Savaşı veya Gürcistan İç Savaşı gibi gerçek olayları hatırlatıyor. Oyun, bu benzerlikleri açıkça dile getirmese de, atmosferdeki tarihsel yankılar kesinlikle hissediliyor. Rogue Factor, Hadea’yı tamamen kurmaca bir ülke olarak tasarlamış olsa da, bu dünya neredeyse rahatsız edici bir gerçeklik hissi taşıyor.
Oyunda Remi isimli bir karakteri kontrol ediyoruz. Çocukken ailesinden koparılmış olan Remi, yıllar sonra Hadea’ya geri dönüyor ve ailesini bulmaya çalışıyor. Ancak, iç savaşın yarattığı kaosun ortasında işler hızla kontrolden çıkıyor. Hikayenin merkezinde yalnızca bir arayış yok; aynı zamanda garip yaratıklar, kadim bir dini tarikat ve gizemli bir kara operasyon birimi de işin içine dahil oluyor.

Remi’nin kişiliği biraz soğuk ve içine kapanık. Askeri geçmişi, onu duygusal olarak mesafeli bir karakter haline getiriyor; bu da bazen onu diğer karakterlerden daha silik hissettiriyor. Neyse ki, yan karakterler bu eksikliği telafi ediyor. Gazeteci Tania ve iyi kalpli Abbot Jaffer gibi NPC’ler, oyunun dünyasına insani bir dokunuş katıyor.
Hell is Us’ın dövüş sistemi, soulslike oyuncularına tanıdık gelecek: blok, kaçış, parry ve stamina yönetimi, hepsi burada. Ancak oyunun kendine özgü bir yaklaşımı da var. En dikkat çeken fark, klasik “iksirle can doldurma” sisteminin olmaması. Bunun yerine, düşmanlara saldırdıkça etrafa yayılan enerji halkalarını toplayarak anlık olarak can yeniliyorsunuz. Bu sistem, oyuncuyu daha agresif ve riskli oynamaya teşvik ediyor.
Silah çeşitliliği ise oyunun en zayıf noktalarından biri. Sadece dört ana yakın dövüş silahı mevcut: standart kılıç, çift balta, mızrak ve devasa kılıç. Bunları “Öfke, Keder, Dehşet ve Sevinç” gibi elementlerle güçlendirebiliyorsunuz, ama bu özelleştirmeler temelde sadece hasar ve yetenek seçeneklerini etkiliyor. Daha fazla çeşitlilik bekleyen oyuncular burada biraz hayal kırıklığı yaşayabilir.
Hadea’yı işgal eden yaratıklar, görsel ve işitsel tasarımlarıyla gerçekten rahatsız edici bir estetiğe sahip. Hollow Walker isimli düşmanlar, garip ve huzursuz edici hareketleriyle dikkat çekiyor. Bazı düşmanlar, “Haze” adı verilen enerji küreleriyle bağlantılı; onları yenmeden yaratıklara zarar veremiyorsunuz. Bu mekanik oyuna güzel bir strateji katıyor. Ancak düşman çeşitliliği sınırlı.

Birkaç saat sonra aynı yaratıklarla tekrar tekrar karşılaşmak monotonluk hissi yaratabiliyor. Boss savaşları da beklediğim kadar etkileyici değil. Oyunda yalnızca dört büyük boss var ve final savaşı, ne yazık ki, beklentileri karşılamayacak cinsten. Hell is Us, soulslike oyunlar kadar acımasız değil. Üç farklı zorluk seviyesi sunuyor: Lenient, Balanced ve Merciless.
Deneyimli oyuncular için en yüksek seviye doyurucu bir meydan okuma sağlarken, daha rahat bir deneyim isteyenler için de erişilebilir bir yapı sunuyor. Oyun sizi yönlendirmiyor; harita yok, işaretleyici yok, hazır çözüm yok. Yan görevler bile dolaylı yollarla keşfediliyor ve bazen çok geç kalırsanız trajik sonuçlarla karşılaşabiliyorsunuz. Bu, oyunun keşif hissini güçlendiriyor ve her bulgunun değerini artırıyor.
Hell is Us, beklenen erişilebilirlik seçeneklerini sunuyor. Üç farklı renk körlüğü modu (Deuteranope, Protanope, Tritanope) bulunuyor ve her biri için renk düzeltme seviyesini ayrı ayrı ayarlayabiliyorsunuz. Ayrıca, motion blur (bulanıklık efekti) ve kamera sarsıntısını azaltma ya da tamamen devre dışı bırakma seçenekleri de mevcut.
Bunun yanında, oynanışa yönelik erişilebilirlik ayarları da bulunuyor. Düşmanların canı, verdiği hasar ve agresiflik seviyesi ayrı ayrı ayarlanabiliyor. Arayüz (HUD) üzerinde özelleştirme seçenekleri mevcut ve ayrıca düşmanlara otomatik kilitlenme özelliğini de etkinleştirmek mümkün.

Özellikle dikkat çeken bir özellik ise yönsel ses göstergesi. Bu sistem, ekranda önemli oyun içi seslerin yönünü ve mesafesini gösteren bir işaret belirtiyor. Buna, savaş sırasında düşman saldırı sesleri ve Timeloop Guardian’ların çıkardığı özel sinyal sesleri de dahil. Hell is Us’ta yönsel seslerin ne kadar kritik olduğu düşünüldüğünde, bu özellik özellikle işitme engelli oyuncular için oldukça faydalı bir ekleme olmuş.
Hell is Us’ı baştan sona oynadım ve yaklaşık 30 saat sürdü ama bunda oldukça detaylı bir şekilde keşif yapmamın etkisi büyük. Daha hızlı ilerleyen, yan görevleri ve gizli bölgeleri çok önemsemeyen bir oyuncu, oyunu çok daha kısa sürede bitirebilir. Oyunu PlayStation 5’te oynadım ve performans açısından oldukça olumlu bir deneyim yaşadım.
Hem Fidelity hem de Performance modlarını denedim; Fidelity modunda görseller gerçekten etkileyiciydi, özellikle ışıklandırma ve gölge detayları harika işlenmiş. Performance moduna geçtiğimde 60 FPS’e yakın akıcı bir oynanış sağladı ve bu, özellikle yoğun dövüş sahnelerinde büyük bir avantaj sundu. Oyun boyunca herhangi bir ciddi FPS düşüşü, takılma veya yükleme ekranlarında uzun beklemelerle karşılaşmadım; optimizasyon oldukça başarılıydı.
Ayrıca PS5’in DualSense özellikleri de deneyimi ciddi anlamda zenginleştiriyor. Özellikle tetik dirençleri ve titreşim geri bildirimi, dövüşlerde silahların ağırlığını hissettiriyor ve atmosferi daha da etkileyici hale getiriyor. Yeni bir silah ya da yetenek kazandığımda hepsini tek tek denedim, kısa süre içinde favorilerimi belirleyip oyun boyunca çoğunlukla onları kullandım.

Genel olarak, Hell is Us PS5’te görsel kalite, akıcılık ve teknik istikrar açısından çok iyi optimize edilmiş bir deneyim sunuyor. Hem keşif hem de dövüş bölümlerinde konsolun gücü sayesinde herhangi bir teknik sorun yaşamadan oyunun keyfini çıkardım.
İnceleme yazımızı toparlayacak olursak; Hell Is Us, kusurları olsada unutulmaz bir deneyim sunuyor. Güçlü hikaye anlatımı, karanlık atmosferi ve taktiksel dövüş sistemiyle hem aksiyon-macera oyuncularına hem de soulslike hayranlarına hitap ediyor. Silah ve düşman çeşitliliği eksikliği, az sayıda boss savaşı ve biraz aceleye getirilmiş bir finali olsa da, Hadea’nın kaotik güzelliği oyunu farklı kılıyor. Oyunun Türkçe dil desteği barındırdığını da eklemeden geçmeyelim.
İlginizi Çekebilir: Banishers: Ghosts of New Eden İnceleme
Eğer derin atmosferiyle seni içine çekecek, karanlık bir aksiyon-macera arıyorsan, Hell is Us kesinlikle denemeye değer bir yapım. Peki siz Hell is Us inceleme yazımız hakkında ne düşünüyorsunuz? Oyunu satın almayı planlıyor musunuz? Düşüncelerinizi hemen aşağıda yer alan yorumlar sekmesi üzerinden bizlerle paylaşmayı unutmayın sevgili geek.com.tr okuyucuları.
Hell is Us (PS5)
Hell is Us, kusurları olsa da benzersiz bir deneyim sunan, güçlü bir aksiyon-macera oyunu. Karanlık atmosferi, derin hikayesi, tatmin edici dövüş mekanikleri ve PS5’te sunduğu teknik istikrar ile hem soulslike hayranlarını hem de türle yeni tanışacak oyuncuları tatmin edecek bir yapım.
Artılar
- Sürükleyici Atmosfer ve Karanlık Dünya
- Akıcı ve Tatmin Edici Dövüş Sistemi
- Erişilebilirlik Seçenekleri
- Teknik İstikrar ve Görsel Kalite
- Türkçe Dil Desteği
Eksiler
- Silah ve Düşman Çeşitliliği Sınırlı
- Boss Savaşları Beklentiyi Karşılamıyor
- Hikayenin Sonu Aceleye Getirilmiş
- Rehberlik Eksikliği Yeni Oyuncuları Zorlayabilir



