Bir gün doğaüstü bir güce sahip olduğunuzu keşfetseydiniz ilk yapacağınız şey ne olurdu? Life is Strange bu soruyu defalarca hikayesine verilen yönlerle cevaplandırmış ve kendisini kanıtlamış bir seri. İlk oyunda Max Caulfield zamanı geri sarma gücüyle ergenlik döneminin inişli ve çıkışlı anlarıyla çatışıyor ve bir yandan da kasabasının dehşet saçan kasırgaya kurban gitmesinin önüne geçmeye çalışıyordu.
Şimdi, Life is Strange: Double Exposure ile serinin en sevilen karakterlerinden biri olan Max’i bir kez daha kontrol etme şansına erişiyoruz. Peki Arcadia Bay’de yaşanan olayların ardından Max’in hayatı ne yönde şekillendi? Double Exposure hikayesiyle bizleri tatmin etmeyi başarıyor mu? Tüm detaylarıyla Life is Strange: Double Exposure inceleme yazımız yayımda.
Life is Strange: Double Exposure İnceleme
Life is Strange serisinin 2024 yılında neler sunabileceği konusunda beyin fırtınası yapmak zor. Şimdiye kadar iki ana oyun, ilk oyuna bir ön bölüm ve bu kısmen doğaüstü evrene yaklaşmanın başka yolları olduğunu bize gösteren orijinal bir spin-off gördük. Karakterlerimizin dünyayı görme biçimleri ve ergenliğin sonundan yetişkinliğe giden sarsıcı aşamanın getirdiği zorluklarla yüzleşmelerine şahit olmuş olmak heyecan verici bir deneyimdi.
Geliştirici ekip Deck Nine yeni bir dönemin sayfasını Double Exposure ile açmış oldu. Double Exposure’da ne parçalanmış ailelerle ilgili ergenlik sorunlarıyla ne de bize rehberlik etmesi gerekenlerin ahlaki çürümüşlüklerini tatmin etmek için masumiyetimizden faydalananlarla uğraşıyoruz. Max’in hikayesi artık yetişkinlerin dünyasında hayatta kalmakla ilgili.
Sorunlarla, özlemlerle, tutkularla ve kendimize olduğu kadar başkalarına karşı olan sorumluluğumuzla da ilgili endişelerle adımlarımızı atıyoruz.

Life is Strange: Double Exposure, en ufak ayrıntıların bile çok önemli dönüş noktalarına vesile olabileceğini bir kez daha bizlere hatırlatıyor. Max Caufield, 2015’te tanıştığımız o utangaç, sessiz kız değil. Arcadia Bay’den ayrıldığından beri çok şey yaşayan karakterimiz, şimdi hayatında ne yapması ve yapmaması gerektiği konusunda çok daha güçlü bir kararlılığa sahip. Vermont’taki prestijli Caledon Üniversitesi’nde misafir fotoğrafçı olarak bursunu korumaya çalışması da ona çeşitli sorumluluklar yüklüyor.
Ayrıca acı dolu aşk hayatını yeniden inşa etmek zorunda. Serinin ilk oyununda Chloe Price ile gitmeye karar vermiştim ancak hayat ikisini de farklı yollara sürüklemiş ve Max? Hala atlatamadığı anılar nedeniyle oradan oraya savruluyor.
Müdürün kızı Safi ile yakınlık kuran Max’in hikayesi, Safi’nin vahşice öldürülmesiyle başlıyor. Suçluluk duygusuyla sarsılan karakterimizin cevap arayışı, paralel zaman çizgileri arasında seyahat etme gücüne sahip olduğunu keşfetmesine yol açıyor. Safi’nin öldüğü ve ölmediği bir zaman çizgisi. Max’in amacı ise, katil tekrar saldırmadan önce ikinci zaman çizgisinde cinayeti çözmeye çalışmak.

Yaşanan travmalar ile özel gücün evrilmesi ve oynanışa farklı eklemler sağlaması hoş bir dokunuş olmuş. Artık Max, sahneleri geriye sarıp ipucu aramak yerine güçlerini kullanarak engelleri aşabiliyor ve başka bir zaman diliminde elde ettiği bilgileri kullanarak insanlardan bilgi alabiliyor. Kilitli bir kapıya mı denk geldiniz? Kilit vurulmadığı paralel evrene atlayın ve kapının ardında ne olduğunu uğraşmadan keşfedin. Kolay!
Oyun ilerledikçe Max, eşyaları zaman çizelgeleri arasında kaydırma gücünü de elde ederek evren sakinlerinin kafasını iyice karıştırabiliyor ve daha fazla kilitli alana erişmemizin önü açılıyor. Tüm bunlar havalı olsa da, Double Exposure’ın en büyük gücü karakterleri ve dünyasını dolduran ayrıntılar. Safi, Moses ve Amanda (Max’in diğer arkadaşları) gibi karakterlerin hepsi inandırıcı bir şekilde gerçek ve yaşanmış hissettiriyor.
Oyuncunun oyun boyunca yaptığı seçimler hikayenin gidişatı üzerinde gerçek ve somut bir etkiye sahip (ürkütücü ama tatmin edici) ve Double Exposure eğlenceli küçük sürprizler ekleyerek oyuncuyu keşfetmeye zaman ayırdığı için de ödüllendiriyor. Donmuş göletleri ve karlı tepeleriyle Caledon Üniversitesi muhteşem görünüyor.

Kontroller alışık olmayan oyuncular için biraz hantal gelebilir ve görevler genellikle açık bir şekilde işaretlenmemiş olduğundan kaybolma riskiniz yüksek. Max’in görünmez duvarlara çarpmak veya nesneleri düzgün bir şekilde atlatamamak gibi sinir bozucu bir alışkanlığı olduğunu da es geçmeyelim. Neyse ki Double Exposure’ın güçlü yönleri zayıf yönlerinden daha ağır basıyor.
İnceleme yazımızı toparlayacak olursak; Life is Strange serisinin sadık bir hayranı olarak, Daha sık LiS oyunu görmek isiyor muyum? Elbette istiyorum. Peki Max Caulfield imzalı oyunların, Call of Duty veya Assassin’s Creed’e eşdeğer bir anlatı macerası haline geldiğini görmek istiyor muyum? Kesinlikle hayır.
Max’in hikayesinin belli bir noktadan sonra tamamen sonlandırılması gerektiği görüşündeyim. Serinin şu anda üzerinde çalışabileceği ilgi çekici karakterlerden oluşan devasa bir kadrosu var. Deck Nine ekibinin, akıllıca hareket etmesi dahilinde evreni iyi bir şekilde şekillendirebileceğine ise inancım tam. Sonbahar havası çökerken ve soğuk rüzgarlar yanaklarımızdan kıtlarken oynayabileceğiniz ambiyans harikası bir oyun var karşımızda. Peki siz Life is Strange: Double Exposure inceleme yazımız hakkında ne düşünüyorsunuz?
İlginizi Çekebilir: A Plague Tale: Requiem İnceleme
Düşüncelerinizi hemen aşağıda yer alan yorumlar sekmesi üzerinden bizlerle paylaşmayı unutmayın sevgili geek.tr okuyucuları.
Life is Strange: Double Exposure (PS5)
Life is Strange: Double Exposure; sonbahar havası çökerken ve soğuk rüzgarlar yanaklarımızdan kıtlarken oynayabileceğiniz ambiyans harikası bir oyun.
Artılar
- Hikaye Duygu Yükle Anlarla İçinize İşliyor
- Ortamlar Harika
- Keşfi Ödüllendiren Açık Dünya Konsepti
- Ah O Müzikler!
Eksiler
- Yer Yer Hortlayan Grafiksel Yırtılmalar
- Hantal Oynanış Bazı Oyuncuları Üzebilir
- Engelleri Gerçekten Engel Kılan Animasyon Hataları



