Prince of Persia serisi, oyun tarihinin en ikonik platform maceralarından biri. Klasik 2D yan kaydırmalı sürümden tut, The Sands of Time üçlemesine kadar bu seri her zaman kalbimde özel bir yere sahip oldu. Ubisoft, The Rogue Prince of Persia’yı duyurduğunda ve projenin Dead Cells’in arkasındaki stüdyo Evil Empire tarafından geliştirileceğini açıkladığında beklentilerim oldukça yüksekti.
Oyunun geçtiğimiz yıl PC’de erken erişime açıldığını biliyorum ancak özellikle bekleyip en iyi haliyle deneyimlemek istedim. Hem roguelite türünü çok seven biri olarak hem de seriye derin bir bağlılığım olduğundan bu oyunun tam bana göre olacağını hissetmiştim. Ve yanılmadım. The Rogue Prince of Persia, 2025’te oynadığım en hızlı, en bağımlılık yapan oyunlardan biri oldu. Tüm detaylarıyla The Rogue Prince of Persia PS5 inceleme yazımız yayımda!
The Rogue Prince of Persia PS5 İnceleme
Oyun, klasik Prince of Persia anlatısını alıp roguelite formülüyle harmanlıyor. Hikaye oldukça net: Prens, durdurulamaz gibi görünen Hun istilasına karşı savaşıyor. Elindeki en büyük koz ise Bola adlı mistik bir eser. Bu eser, prens her öldüğünde zamanı geri sararak, son uyuduğu ana dönmesini sağlıyor. Bu zekice kurgulanmış hikaye unsuru, roguelite yapıyı doğal bir şekilde destekliyor.
Her başarısız denemeniz, aslında zamanın akışını yeniden şekillendirme çabası. Ölmek sadece başa dönmek değil; bir sonraki sefer daha iyi hazırlanmak ve kaderi değiştirmek anlamına da geliyor.
Prens’in kişiliği de oldukça iyi yansıtılmış. Kibirli ama kararlı bir kahraman; oyundaki NPC’lerle olan diyalogları, savaşın karanlık atmosferine rağmen keyifli bir mizah katıyor. Her deneme, hem hikayeyi hem de karakterin yolculuğunu biraz daha ileri taşıyor. Oyuna ilk başladığınız anda sizi çarpan şey, inanılmaz hız hissi oluyor. Neredeyse hiç nefes alma fırsatı yok ama bu kesinlikle olumlu bir şey.

Dövüş ve platform bölümleri birbirine kusursuzca akıyor. Bir anda koşuyor, duvarlardan sekiyor, düşmanların üzerinden atlıyor, komboları zincirliyorsunuz. Kaotik ama eğlenceli! Ve tabii ki bir Prince of Persia oyunundan bekleneceği üzere, platform bulmacaları başrolde. Evil Empire bu noktada inanılmaz bir iş çıkarmış. Özellikle duvar koşusu oyunun kalbi diyebilirim. Bu sadece bir gösteriş değil, oynanışın temel taşı.
Spike tuzaklarından kaçarken, yıkılan platformların üzerinden atlayarak veya duvarlar arasında seke seke düşmanları yukarıdan alt ederken hissettiğiniz akıcılık, serinin köklerine sadık kalırken modern bir hız ve dinamizm katıyor. Her başarılı roguelite gibi, temel döngü daha uzağa gitmek, daha çok keşfetmek ve daha iyi olmak üzerine kurulu. Ancak The Rogue Prince of Persia’yı farklı kılan şey, başarısız olduğunuzda bile her denemenin anlamlı hissettirmesi.
Merkez bölge olan Oasis, oyunun kalbinin attığı yer. Kurtardığınız karakterler buraya taşınıyor ve her biri yeni özellikler, görevler, mağazalar veya geliştirmeler getiriyor. Böylece her koşu, sadece güçlenmek değil; aynı zamanda küçük bir topluluk inşa etmek gibi hissediliyor. Bu yönüyle bana Hades’in “House of Hades” sistemini hatırlattı ama tamamen kendine özgü bir havası var.

Silahlar, yetenekler ve medalyonlar kilit açma sistemiyle oyunun stratejik yönünü sürekli genişletiyor. Daha da güzeli, zamanla yeni bölgeler ve alternatif yollar açılıyor. Böylece sürekli aynı ortamları tekrar tekrar gezmek yerine, farklı rotalarla çeşitlilik sağlanıyor. Oyunun sunduğu en güzel özelliklerden biri, hedeflerinizi görselleştiren mindmap sistemi.
Hangi karakteri kurtaracağınızı, hangi bölgeye ulaşmanız gerektiğini veya hangi engeli aşmak için bir eşyaya ihtiyacınız olduğunu açıkça gösteriyor. Küçük ama çok işlevsel bir detay.
Buna ek olarak yetenek ağacı, her koşuda sizi biraz daha güçlendirmekle kalmıyor; oyun tarzınızı da tamamen değiştirebiliyor. Hız ve çeviklik odaklı bir build seçebilir, daha agresif bir silah kombosu deneyebilir veya enerji tabanlı bir stratejiye yönelebilirsiniz. Ölümlerden bir kez kurtulma veya fazladan iyileştirme hakkı gibi kritik yükseltmeler de oyunun gidişatını tamamen değiştirebiliyor.

Savaş sistemi oldukça esnek ve çeşitli. Kılıçlar, mızraklar, çift bıçaklar, yaylar… Her silahın hızı, gücü ve menzili farklı. Buna medalyonlarla eklenen etkiler birleştiğinde her koşuda yeni kombinasyonlar denemek için motive oluyorsunuz. Düşman çeşitliliği de dikkat çekici. Hun askerlerinden kalkanlı savaşçılara, okçulardan tehlikeli tuzaklara kadar her aşama farklı bir tehdit sunuyor.
Ortam tehlikeleri dikenli zeminler, salınan bıçaklar, çöken platformlar savaşları daha dinamik ve öngörülemez kılıyor. Görsel anlamda Evil Empire, Dead Cells ve Hades gibi roguelite klasikleriyle aynı ligde yer alan, stilize bir sanat anlayışı benimsemiş. Gerçekçilik yerine keskin hatlar, cesur renkler ve boyasal dokular tercih edilmiş. Özellikle duvar koşusu animasyonları inanılmaz akıcı.
Müziğe de ayrı bir parantez açmak lazım; geleneksel Orta Doğu enstrümanlarının modern ritimlerle harmanlanması, atmosferi mükemmel tamamlıyor. Gelelim en can sıkıcı noktaya; PS5 sürümünde yaşadığım en büyük problem yükleme süreleri oldu. Sahne geçişlerinde 20 – 30 saniyelik beklemeler sıkça yaşanıyor. Hatta bir kez yükleme süresi bir dakikayı aştı ve bu tempo odaklı bir oyun için akışı ciddi anlamda bozuyor.

Daha da kötüsü, iki kez kritik çökme sorunu yaşadım. İlkinde kayıt dosyam tamamen silindi ve yaklaşık 4 saatlik ilerlemem gitti. Roguelite türünde sıfırdan başlamak oldukça acı verici. İkinci çöküşte bulut kaydı sayesinde toparlayabildim ama bu tip hatalar kullanıcı deneyimini olumsuz etkiliyor. Umarım gelecek güncellemeler bu sorunları hızla giderir.
İnceleme yazımızı toparlayacak olursak; Tüm teknik pürüzlere rağmen The Rogue Prince of Persia, PS5’te oynadığım en bağımlılık yapan oyunlardan biri oldu. Evil Empire, Prince of Persia mirasına saygı duyarken modern roguelite unsurlarını başarıyla harmanlamış.
Duvar koşusu, akıcı platformlar, çeşitli savaş stilleri ve anlamlı ilerleme sistemi bir araya gelerek hem seriye sadık hem de taze bir deneyim sunuyor. Eğer Prince of Persia hayranıysanız veya roguelite türünü seviyorsanız, bu oyun kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapım. Teknik optimizasyonlara ihtiyaç duyuyor ama oynanış döngüsü o kadar iyi ki bu sorunları görmezden gelmek zor olmuyor.
İlginizi Çekebilir: Prince of Persia: The Lost Crown İnceleme
Geçtiğimiz yıl çıkan Prince of Persia: The Lost Crown ile birlikte, prensin geri döndüğü kesinleşti diyebiliriz. Umarım bu ivme, Ubisoft’un seriye daha fazla yatırım yapmasını sağlar. Peki siz The Rogue Prince of Persia PS5 inceleme yazımız hakkında ne düşünüyorsunuz?
Düşüncelerinizi hemen aşağıda yer alan yorumlar sekmesi üzerinden bizlerle paylaşmayı unutmayın sevgili geek.com.tr okuyucuları.
The Rogue Prince of Persia (PS5)
Eğer Prince of Persia hayranıysanız veya roguelite türünü seviyorsanız, bu oyun kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapım.
Artılar
- Akıcı ve Hızlı Oynanış
- Eşsiz Duvar Koşusu Mekaniği
- Tatmin Edici Roguelite Döngü
- Mindmap Özelliği
- Görsel & İşitsel Tasarım Başarısı
- Çeşitli Düşmanlar ve Çevresel Tehditler
Eksiler
- Uzun Yükleme Süreleri
- Teknik Optimizasyon Eksiklikleri



