The Thaumaturge, Fool’s Theory tarafından geliştirilen ve 11 Bit Studios tarafından yayınlanan metin ağırlıklı bir izometrik rol yapma oyunu olarak bizlerin beğenisine sunuldu. Peki Fool’s Theory’nin rol yapma oyunu The Thaumaturge bizlere neler sunuyor? Oynanışı ve içerikleriyle dikkatlerimizi üzerine çekmeyi başarabiliyor mu? Tüm detaylarıyla The Thaumaturge inceleme yazımız yayımda!
The Thaumaturge İnceleme
Geliştirici stüdyo Fool’s Theory’yi The Witcher, Baldur’s Gate veya Divinity Original Sin 2 gibi oyunlara proje desteği vermesinden duymuş olabilirsiniz. 11 Bit Studios ise en çok Frostpunk veya Indika ile tanınıyor. Her iki markanın da genel olarak oyunlara çok benzersiz bir yaklaşım getirdiği bilinen bir gerçek.
The Thaumaturge’de RPG hikaye anlatımına biraz tanıdık ama renk katan bir bakış açısına sahibiz. Oyun 1905 yılında, o zamanlar Rus İmparatorluğu’nun bir parçası olan Polonya’nın Varşova kentinde geçiyor. The Thaumaturge, yarattığı gerçekçi sete bir damla fantezi kırıntısı da ekliyor.
Thaumaturge’ler diğer insanlar tarafından eşyalara bırakılan anıları görebilen ve insanların zihinlerini etkileyebilen bir topluluk ancak yalnızca bir dereceye kadar bu gücü kullanabiliyorlar. Oyunda Wiktor’un kontrolünü ele alıyoruz. Wiktor babasının gizemli ölümünü araştırmak için doğaüstü bir Varşova’ya dönen bir tür dedektif rolünü üstleniyor.

The Thaumaturge, Varşova’da keşif yapmak ve ipuçlarını taramaktan ibaret. Soruşturmak için atanan tuşa basmanız Wiktor’un etrafında kısa bir kırmızı aura yaratıyor ve bu da ilgi çekici noktaların yerlerini rahatlıkla görebilmenizi sağlıyor. Daha sonra bu noktaları bulmaya devam edebilir ve bilgi koleksiyonunuza ekleyebilirsiniz. Yeterince ipucu bulduğunuzda oyun sizin için davayı otomatik olarak düşürüyor.
Çok fazla düşünmek istemiyorsanız ve sadece oyunun ilgi çekici kısımlarının size verilmesini istiyorsanız bu iyi bir şey. Gerçek dedektiflik rolüne bürünme hayali kuranların The Thaumaturge’den memnun ayrıabileceğini sanmıyorum. Bu benim oyunla ilgili ana sıkıntım oldu. Sık sık keşke geliştiriciler işin ipucu kısmını biraz daha ayrıntılı yapsalardı demeden kendimi alamadım.
Soruşturmalarınıza sıra tabanlı savaş mekanikleri de ilerleyen saatlerde dahil oluyor. Ancak düşündüğünüz kadar basit değil! Wiktor’un çeşitli saldırıları var ve düşmanlara ek etkiler uygulayabiliyor. Bu saldırıları savaştan önce geliştirerek daha da fazla etki ekleyebiliyorsunuz. Zayıflatmalar, doğrudan hasar, zamanla hasar ve diğer eklentiler sizleri bekliyor. Düşmanlara stratejik yaklaşım büyük önem arz ediyor.

Gelelim Salutors’lara. Bunlar Wiktor tarafından sakinleştirilen ve savaşta ona yardımcı olan varlıklar. Her Salutor size daha sonra diyalog seçenekleri sırasında kullanabileceğiniz bir ‘kusur’ sağlayacaktır. Hepsinin kendi saldırı setleri var. Yenilgi veya zafer arasındaki fark anlamına gelebileceğinden, savaş sırasında bu Salutorların nasıl kullanılacağına özen göstermek şart.
The Thaumaturge, AA standartlarına göre tek kelimeyle muhteşem gözüküyor ve hatta AAA seviyesinde grafiklere sahip diyebilirim. Oyun Varşova’yı kalabalıklar ve ortamlar içinde çok fazla ayrıntıyla büyük bir ölçekte tasvir ediyor. İzometrik stil bana Disco Elysium gibi oyunları hatırlatıyor ki bu da interaktif unsurlar ve metin tabanlı bir oyun için mükemmel bir düzen oluşturuyor.
PS5’te FPS değerleri çoğunlukla stabildi. Unreal Engine’in grafik kalitesini ve dünya yaratımını ortaya çıkarmaya gerçekten yardımcı olduğuna şüphe yok. Ortamları tartışarak çok fazla spoiler vermek istemiyorum ama bunlardan bazıları doğaüstü olayların da dahil olduğu mistik bir şekilde çok ilgi çekici.

Oyunu Lehçe seslendirme eşliğinde oynamanızı öneririm. İngilizce dublajın özellikle yaratmaya çalıştığı ortamda oyunun hakkını veremediğini düşünüyorum. Lehçe ve Rusça diyalogların karışımı sizi gerçekten dünyanın içine çekiyor ve The Thaumaturge’ün sürükleyici yönünü güçlendiriyor.
Lehçe seslendirme, kuru mizah anlayışı ile her seferinde doğru şekilde vuruyor. Göze çarpan ilk diyalog, Wiktor’un tren biletçisinin kendisine kaba göründüğünü söylemesinin ardından verdiği yanıttı. Oyunun mizah anlayışını gerçekten somutlaştırıyor. Bu kalite oyun boyunca yüksek tutuluyor ve kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor.
Ana hikaye, işleri ne kadar ağırdan aldığınıza ve irfan açısından ne kadar keşfettiğinize ve okuduğunuza bağlı olarak yaklaşık 20-30 saat sürüyor. Ben oyunu 28 saatte bitirebildim. Vakit bulabilirsem platin kupayı almak için geri döneceğim. Kupa avcıları beni iyi anlayacaktır, yüzde yüz gözükmeyen her oyun, bir şeyler kaçırılmış hissiyatı vermektedir avcılara. Oyunun okunacak ve kendinizi kaptıracağınız ögeler açısından sunacağı çok şey var.

İnceleme yazımızı toparlayacak olursak; The Thaumaturge bir süredir radarımdaydı. Yukarıda özetlenen her şey ve hikaye spoiler’ı nedeniyle konuşulmayan çok daha fazlası ile, kesinlikle sahip olduğum yüksek beklentilere ulaşmayı, hatta aşmayı başaran bir yapım ile karşı karşıya kaldım. Evet, oyunun kusurları var ancak bunlar ana deneyimden uzaklaştıracak derecede yoğun değiller.
Metin tabanlı keşif oyunu seven herkesin The Thaumaturge’a bir şans vermesini şiddetle öneririm.
İlginizi Çekebilir: INDIKA İnceleme
Peki siz The Thaumaturge inceleme yazımız hakkında ne düşünüyorsunuz? Oyunu satın almayı planlıyor musunuz? Düşüncelerinizi hemen aşağıda yer alan yorumlar sekmesi üzerinden bizlerle paylaşmayı unutmayın sevgili geek.com.tr okuyucuları.
The Thaumaturge (PS5)
Metin tabanlı keşif oyunu seven herkesin The Thaumaturge'a bir şans vermesini şiddetle öneririz.
Artılar
- İlgi Çekici Metinler ve Hikaye Anlatımı
- Açık Dünyası Gözü Dolduracak Nitelikte
- Grafikler Beklentilerin Üstünde
Eksiler
- Araştırma Unsurları Daha Derinleştirilebilirmiş
- Animasyonlarda Yaşanan Hatalar ve Kaplama Sorunları



