Resident Evil: serinin en iyi oyunu hangisi? Resident Evil, dünya genelinde adını bilmeyen neredeyse kimsenin kalmadığı efsane serilerden biri. Resident Evil’daki o dar ve tekinsiz Spencer Malikanesi’nden, Resident Evil Village’ın Romanya’daki ürkütücü köyüne; Resident Evil 5’in Afrika’daki sıcak ve kaotik atmosferine kadar oyuncular bu seride her şeyi gördü, her gerilimi yaşadı.
Neyse ki Capcom yeni projeler geliştirmeye devam ediyor. Biz de hazır fırsat varken geçmişe dönüp ana Resident Evil oyunlarını masaya yatırıyoruz.
Resident Evil Oyunları Sıralaması (En Kötüden En İyiye)
Bu listede seride çıkmış her oyunu tek tek sıralamıyoruz; yoksa sabaha kadar sürerdi. Zaten kimse Umbrella Corps’un, Resident Evil: Operation Raccoon City’ye karşı ne kadar “T-Virüs enerjisi” kaldığını merak etmiyor. Onun yerine, genelde ana seri olarak kabul edilen 10 Resident Evil oyununu en kötüden en iyiye doğru sıralıyoruz.
Resident Evil Zero

Bir Resident Evil sıralaması yapıldığında iki konu her zaman tartışma yaratır: Zirvede kim var ve listenin en dibinde kim yer alıyor? Bizim tercihimizle “bakır kaşık” ödülü Resident Evil Zero’a gidiyor. Çünkü açık konuşmak gerekirse oyun pek iyi değil. Hatta yer yer oynanması bile zor hale geliyor. Bunun en büyük sebeplerinden biri ise envanter sistemi.
Serinin klasikleşmiş “sihirli eşya sandığı” sistemini kaldırıp eşyaları haritanın farklı noktalarına bırakma kararı, gereksiz ve yorucu bir backtracking’e (aynı yerlere tekrar tekrar gitmeye) yol açıyor. Bu da gerilimi artırmak yerine tempoyu düşürüyor ve oyuncuyu fazlasıyla uğraştırıyor.
Billy ve Rebecca’nın envanter alanı o kadar kısıtlı ki, sanki taşıdığınız her eşya birer “büyük salon saati” boyutundaymış gibi hissediyorsunuz. Bu durum “survival horror” anlayışını gerçekçilikten çıkarıp abartı noktasına taşıyor. Zaten Resident Evil Zero’ın sorunu sadece envanterle de sınırlı değil. Düşman tasarımları ve boss savaşları oldukça sıradan kalıyor; hikaye ise serinin diğer oyunlarına kıyasla pek akılda kalıcı değil.
Resident Evil 3 Remake

Orijinali mi seçmeli, yoksa remake’i mi? Bu soru, Resident Evil sıralaması yaparken birden fazla oyun için karşımıza çıkıyor. Biz güncellik ve oynanış açısından daha erişilebilir oldukları için remake versiyonları baz aldık. Bu tercih yüzünden de Resident Evil 3 listede oldukça alt sıralarda yer alıyor.
Elbette kötü bir oyun değil; ancak seride ondan daha güçlü yapımlar var. Dahası, remake versiyonu, Resident Evil 3: Nemesis’ın sahip olduğu ruhu ve atmosferi tam anlamıyla yansıtamıyor. Üstelik içerik anlamında da orijinale kıyasla daha zayıf kalıyor. Bu da onu beklentilerin biraz gerisine itiyor.
Resident Evil 6

Oyunun listenin son sırasında olacağını düşündünüz, değil mi? Resident Evil 6 tam anlamıyla kaotik bir deneyim. O kadar kontrolden çıkmış, o kadar absürt ve ciddiyetsiz ki bazı anlarda yapabileceğiniz tek şey gülmek oluyor. Olayların geldiği nokta ve sahnelerin abartı seviyesi, serinin köklerinden ne kadar uzaklaşıldığını açıkça gösteriyor.
Zaten Capcom’un dördüncü ve beşinci ana oyunlarla birlikte saf “survival horror” çizgisinden aksiyona kaydığı biliniyordu. Ancak Resident Evil 6, bu yoldan öyle bir sapıyor ki adeta bambaşka bir evrene geçiş yapıyor. Gerilim ve atmosfer geri planda kalırken, patlama ve kaos ön plana çıkıyor. Yer yer hoşuma gitmedi de değil.
Sonuç? Ciddiye almak zor, ama tamamen göz ardı etmek de mümkün değil. Bu bir Resident Evil değil!?
Resident Evil 5

Şunu net söylemek lazım: Bu, serinin en kıymeti bilinmemiş Resident Evil oyunu ve arada ciddi bir fark var.
Resident Evil 5, haksız yere “gerçek anlamda ilk Resident Evil olmayan Resident Evil” etiketiyle eleştirildi. Evet, Afrika’nın güneş kavuran atmosferi klasik karanlık, umutsuz ve klostrofobik serinin ruhunu ilk bakışta yansıtmıyor. Ancak bu, oyunun gerilim yaratmadığı anlamına gelmiyor.
Özellikle Manjini karşılaşmaları, farklı türde bir korku ve baskı hissi yaratıyor. Dar alan gerilimi yerine yoğun saldırı dalgaları ve sürekli tehdit hissi ön plana çıkıyor. Bu da seriye farklı ama etkili bir tansiyon katıyor. Kısacası, Resident Evil 5 belki klasik formülden uzaklaştı ama sandığınız kadar zayıf değil.
Resident Evil 7: Biohazard

Resident Evil oyunlarıyla ilgili en büyük şikayetlerimden biri şu: Seri, çoğu zaman final bölümüne doğru havasını kaybediyor. Resident Evil 7: Biohazard da maalesef bu geleneği tamamen kıramıyor. Oyunun ilk üçte ikisi gerçekten olağanüstü. Birinci şahıs kamera açısı, gerilim ve panik duygusunu inanılmaz artırıyor.
Jack Baker’ın dinamik yapay zekâsı sizi sürekli tetikte tutuyor ve serinin en iyi boss savaşlarından bazıları burada karşımıza çıkıyor. Kendinize gerçekten eziyet etmek istiyorsanız VR’da deneyin; tansiyon tavan yapıyor. Peki nerede tökezliyor? Ethan Winters, özellikle bu oyunda, oldukça silik ve karakter derinliği zayıf bir ana karakter (Resident Evil Village’da toparlanıyor).
Oyun gemi bölümüne ulaştığında o özenli tempo yerini daha sıradan ve yorucu bir çatışma akışına bırakıyor. Final boss savaşı ve genel olarak kapanış kısmı ise ilk saatlerin yarattığı büyük beklentinin altında kalıyor. Yine de oyunun büyük bölümünü sindire sindire oynarsanız, Capcom’un belki de şimdiye kadar sunduğu en güçlü atmosferlerden birine sahip, saf survival-horror ruhunu yeniden yakalayan bir deneyimle karşılaşıyorsunuz.
Resident Evil 3’ten bu yana serinin en “korku odaklı” işi olduğunu söylemek abartı olmaz.
Resident Evil Village

Aranızda hala Village’ı deneyimlememiş olan var mı? Oynayın, oynattırın! Oyun adeta Castle Beneviento bölümünün ardından zirve yapmış gibi hissettiriyor. O kısım hem atmosfer hem de psikolojik gerilim açısından oldukça güçlü.
Tek şikayetim Lady Dimitrescu için yapılan yoğun tanıtım ve sosyal medyadaki hype düşünüldüğünde, oyundaki rolü beklenenden daha sınırlı kalıyor. Potansiyeli çok daha fazlayken, hikaye içinde kısa sürede harcanmış hissi yaratıyor. Village en favori oyunlarımızdan biri.
Ethan karakterimizin en pik role büründüğü Village, boss savaşları, atmosferi ve ana kötüsü ile seriye unutulmaz bir iz bırakmayı başarıyor.
Resident Evil

Resident Evil, bir video oyunu müzesinin koridorlarını süslemesi gereken türden bir yapım. Serinin ve hatta survival-horror türünün temellerini atan bu oyun, 90’ların kısıtlı teknolojisine rağmen inanılmaz derecede gergin ve tedirgin edici bir atmosfer yaratmayı başardı. Etkisi ölçülemez.
Ancak bu sıralamada baz aldığımız versiyon, Resident Evil. Çünkü hala bu hikayeyi deneyimlemenin en iyi ve en rafine yolu o remake. Görsel iyileştirmeler, genişletilmiş içerik ve modernize edilmiş dokunuşlar sayesinde orijinal ruh korunurken deneyim çok daha akıcı hale geliyor.
Kısacası, bu oyun sadece bir klasik değil; türün mihenk taşlarından biri.
Resident Evil Code: Veronica X

Resident Evil Code: Veronica, çıktığı dönemde adeta konsol sattıran bir canavardı ve pek çok rakibini teknik ve içerik açısından geride bırakmıştı. Ardından gelen Resident Evil Code: Veronica X ise küçük ama önemli eklemelerle deneyimi daha da tamamladı.
Chris ve Claire odaklı bir hikaye izlemek her zaman ayrı bir keyif. Chris Redfield ve Claire Redfield’ın birlikte ön planda olduğu anlatı, serinin en güçlü dramatik yapılarından birini sunuyor. Üstelik hikaye ilerledikçe temposu düşmüyor; tam tersine daha da güçleniyor.
Code: Veronica, hem karakter dinamikleri hem de anlatım yapısıyla serinin en sağlam hikayelerinden birine sahip.
Resident Evil 4 Remake

Gelelim ikinci büyük tartışmaya: Resident Evil 4 mü, yoksa Resident Evil 2 mi? Bu tamamen Resident Evil’dan ne beklediğinize bağlı. Daha yoğun aksiyon mu, yoksa daha hesaplı, temkinli bir hayatta kalma deneyimi mi? Özellikle Resident Evil 4, oyunun neden döneminde bu kadar çığır açtığını bir kez daha gösterdi. Omuz üstü kamera sistemi, tempolu çatışmalar ve sinematik anlatım anlayışı o dönem sektörü ciddi anlamda etkilemişti.
Remake versiyonu da bunu modern mekaniklerle pekiştiriyor.
Aksiyon, hayatta kalma sekansları ve unutulmaz boss savaşları neredeyse kusursuz bir dengede sunuluyor. Üstelik uzun süresine rağmen hikaye temposunu koruyor; yer yer absürtleşse de sürükleyiciliğini kaybetmiyor. Kısacası, Resident Evil 4 bir devrimdi ve hala ne kadar güçlü bir oyun olduğunu kanıtlıyor.
Çoğu Resident Evil oyununa kıyasla çok daha uzun bir deneyim sunuyor; bu da gerçekten “parasının hakkını veren” bir yapım olmasını sağlıyor. Neredeyse her anı akılda kalıcı: Açılıştaki köy baskını, maden arabası sekansı, göldeki yaratık… Bunların hepsi artık Resident Evil mirasının bir parçası. Evet, oyun aksiyon ağırlıklı ancak korku unsurları hala güçlü bir şekilde varlığını hissettiriyor. Bir Garrador ile karşılaşmak hala panik seviyemi yükseltiyor. O kör ama ölümcül tehdidin çıkardığı ses bile tansiyonu artırmaya yetiyor.
Ve tabii ki Regenerador… O boğuk nefes sesini duymak bile oyunu kapatma isteği uyandıracak kadar rahatsız edici. Kısacası, aksiyon dozajı yüksek olsa da Resident Evil 4 korku damarını tamamen kaybetmiyor; tam tersine, unutulmaz anlarla serinin en ikonik deneyimlerinden birini sunuyor.
Resident Evil 2 Remake

Bir başka başyapıt ise hiç şüphesiz Resident Evil 2. Bu oyun hakkında söyleyebileceğim tek bir olumsuz şey bile yok. Capcom’un, klasik Resident Evil 2’yi modern üçüncü şahıs kamera açısıyla yeniden yapacağını duyurduğu an, RE topluluğu adeta ayağa kalkmıştı. Neyse ki remake, orijinali özel kılan her şeyi korumakla kalmadı; bence birçok noktada onu daha da ileri taşıdı.
Bulmacalar kusursuz bir dengeye sahip, her mekan anlamlı ve gerilim yüklü hissettiriyor. Leon S. Kennedy ise serinin en sevilebilir ana karakterlerinden biri olarak parlıyor. Resident Evil 3’te Nemesis biraz düzensiz ve zayıflatılmış hissettirirken, Tyrant (çoğu kişinin bildiği adıyla Mr. X) baştan sona sürekli bir tehdit unsuru. Ayak seslerini duymak bile tansiyonu yükseltmeye yetiyor.
Leon ve Claire ile potansiyel olarak dört farklı oynanış senaryosu sunması da cabası. Yani içerik açısından da fazlasıyla doyurucu. Capcom bu remake ile gerçekten hedefi tam 12’den vurdu ve bu listenin zirvesini sonuna kadar hak etti.
Ve geldik listenin sonuna.
Resident Evil, yıllar içinde defalarca kabuk değiştirdi; saf hayatta kalma korkusundan aksiyonun zirvesine çıktı, birinci şahıs deneyimine geçti, sonra yeniden köklerine döndü. Kimi zaman risk aldı, kimi zaman tökezledi ama hiçbir zaman tamamen gözden düşmedi.
Bu sıralama elbette tartışmaya açık. Kimileri için Resident Evil 4 zirvedir, kimileri için Resident Evil 2 kusursuza en yakın oyundur. Bazıları Resident Evil 7: Biohazard’ın saf korkusunu tercih ederken, bazıları Resident Evil 5’in aksiyon dozunu savunur. İşte seriyi özel yapan da tam olarak bu çeşitlilik.
Net olan bir şey var: Capcom’un yarattığı bu evren, oyun tarihinin en köklü ve en etkili markalarından biri olmaya devam ediyor. Yeni projeler yoldayken tartışmalar da bitmeyecek gibi görünüyor.
İlginizi Çekebilir: Nefret Etmeyi Sevdiğimiz 10 Video Oyunu Kötüsü
Peki sizin en favori Resident Evil oyununuz hangisi? Hemen aşağıda yer alan yorumlar sekmesi üzerinden bizlerle paylaşmayı unutmayın sevgili geek.tr okuyucuları.



